Son yıllarda Türkiye’de dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor. Neredeyse her ay yeni bir “güzellik yarışması”, yeni bir “model yarışması” ya da yeni bir “miss” organizasyonu duyuruluyor. Sosyal medya üzerinden hazırlanan birkaç afiş, jüri listesine eklenen birkaç isim ve ardından “büyük organizasyon” iddiasıyla yapılan tanıtımlar…

Peki gerçekten öyle mi?

Moda ve organizasyon dünyasını yakından takip eden birçok kişi aynı soruyu soruyor: Bu yarışmalar gerçekten gençlere kariyer kapısı mı açıyor, yoksa hayaller üzerinden kurulan yeni bir ticari modele mi dönüşüyor?

Sektörde uzun yıllardır çalışan isimler, son dönemde ortaya çıkan bazı yarışmaların profesyonel standartlardan oldukça uzak olduğunu dile getiriyor. Sponsorluk adı altında ücretler, jüri üyeliği adı altında davetler, katılım bedelleri… İşin sonunda ortaya çıkan tablo ise çoğu zaman profesyonel bir organizasyondan çok uzak bir görüntü veriyor.

En düşündürücü olan ise bu yarışmaların hedef kitlesi. Hayalleri olan genç kızlar… Modellik yapmak isteyen, sahneye çıkmak isteyen, kariyer kurmak isteyen gençler.

Onlara büyük sözler veriliyor. “Seni ünlü yapacağız”, “kapak yıldızı olacaksın”, “uluslararası kariyer yapacaksın” gibi vaatler havada uçuşuyor. Ancak yarışma bittiğinde çoğu zaman ışıklar sönüyor ve geriye büyük hayallerle katılan ama herhangi bir kariyer desteği bulamayan gençler kalıyor.

Elbette Türkiye’de saygın ve köklü güzellik yarışmaları da var. Yıllardır düzenlenen, uluslararası bağlantıları bulunan ve gerçekten kariyer fırsatları sunan organizasyonlar da mevcut. Ancak sorun şu ki son yıllarda bu yarışmaların yanında hızla çoğalan, herhangi bir standart veya deneyim gerektirmeden düzenlenen organizasyonlar da ortaya çıkmış durumda.

Sektör temsilcilerine göre bu durum sadece moda dünyasının itibarını zedelemekle kalmıyor, aynı zamanda gençlerin hayallerinin de istismar edilmesine yol açıyor.

Güzellik yarışması düzenlemek ciddi bir organizasyon, ciddi bir sorumluluk ve ciddi bir tecrübe gerektirir. Bu alanda deneyimi olmayan kişilerin sadece ticari kazanç amacıyla yarışma düzenlemesi hem sektör hem de gençler açısından ciddi soru işaretleri yaratıyor.

Artık şu sorunun yüksek sesle sorulması gerekiyor:
Güzellik yarışmaları gerçekten yetenek ve kariyer platformu mu, yoksa bazıları için hayaller üzerinden kurulan bir ticaret alanına mı dönüşüyor?

Gençlerin hayallerinin suistimal edilmediği, gerçekten profesyonel ve şeffaf organizasyonların yapıldığı bir sektör için bu soruların açıkça konuşulması gerekiyor. Çünkü hayaller üzerinden kurulan hiçbir sistem uzun vadede güven vermez.

Ve unutulmamalıdır ki; gençlerin umutları, kimsenin ticaret alanı olmamalıdır.



Gürsu koçoğlu